Aylık arşivler: Aralık 2008

Sistem Analisti ve Ben

-Sabri sen ne iş yapıyorsun
-Sistem Analistiyim
-Hımm. İyiymiş. Peki ne iş yapar Sistem Analisti

Zaman zaman ben de iş tanımımı yaparken zorlanıyorum. Detaylı bir şekilde açıklamak yerine mühendis diye kestirip atıyorum. İnternette biraz araştırdım yaptığım işin tanımını. Aşağıda çeşitli kaynaklardan alınmış bir derleme bulacaksınız. Ardından bu yazıyı yazmaya iten sebebi size açıklayacağım.

“Sistem Analisti : (bilişim) İşlemleri bilgisayarla yapabilmek için inceleyen, nasıl yapılacağına karar veren ve çalışma sistemini hazırlayan kişi (1)”.

“Sistem analisti, sistemlerin küçük değişiklikler yoluyla etkin hale getirilmesi veya yeniden planlanmasını sağlamak amacıyla analiz edilmesiyle ilgilenen kişidir (2)” .

“Sistem analist, insanların, metodların ve bilgisayar teknolojisinin işleri en iyi şekilde yerine getirebilmeleri için, organizasyonun problem ve gereksinimleri üzerinde çalışır (3)”.

Sistem analisti, isminden de anlaşılacağı gibi sistemi analiz eden ve sistemin iyileştirme, geliştirme ve yenileme süreçlerinde birebir rol oynayan kişidir.

Ben şu anki çalıştığım firmada bu isimle görevime devam etmekteyim. Peki ben gerçekten sistem analisti miyim? Ya da ben sistem analistliği görevinde gelecek vaat eden birisi miyim? Sistem Analistliğini seviyor muyum? Sistem analistliğinin gereksinimi olan bilgi ve donanıma sahip miyim? ve sorular uzayıp gidiyor. Bu sorulara şimdi cevap vermeyeceğim fakat, “Sistem Analisti ve Ben” adlı yazı (dizisini) yazmama sebep olan Tunç Kılınç‘a teşekkür ediyorum. Bir dahaki Sistem Analist başlıklı yazımızda güzel bir alıntıya yer vereceğim.

1-http://tr.wiktionary.org/wiki/sistem_analisti

2-Özel Ergen – Sistem Analizi ve Planlama, Ege Üniversitesi Basımevi, 1988, Sayfa 17

3-Whitten/Bentley/Barlow, System Analysis & Design Methods, IRWIN, İkinci Basım, Sayfa 6

Obsesif Kompulsif

Saplantı zorlantı bozukluğu (SZB)

Kişinin önemli sayılabilecek sure vaktini oyalayan (günde 1 saatten daha uzun sure tutan) , belirgin sıkıntıya veya işlevselliğinde önemli ölçüde bozulmaya yol açan tekrarlayıcı obsesyon ya da kompulsiyonlarla suren bir psikiyatri bozukluğudur

Obsesyon Saplantı – Nedir?

Kişinin isteği dışında gelen Kişinin kabul etmek istemediği uygunsuz olarak düşünülen , belirgin sıkıntıya neden olan sürekli düşünceler , dürtüler ya da göz önüne getirilen görüntü seklinde düşlemlerdir.Bunlar Kişinin kendi denetiminde değildir

Kompulsiyon zorlantı Nedir?

Tekrarlayıcı davranışlar ( el yıkama , sıraya koyma , kontrol etme gibi ) yada zihinsel ( dua etme , sayma , sözcükleri sesiz bir biçimde yineleme gibi )eylemlerdir.
Kompulsiyonlar sıkıntıyı gidermek amacı ile yapılmaktadır , bunları yapmaya adeta zorlanmış gibi hissetmektedir.Sıkıntıyı gidermek yada önlemek , korku yaratan bir olayı , durumu etkisizleştirmek yada önlemek üzere tasarlanır

En sık görülen depresyonlar pislik ve bulaşma korkularıdır (dokunulan yere mikrop , hastalık bulaşacağı seklinde ) , yineleyen kuşkular ( elektriği acık bırakılıp bırakılmadığı gibi bir eylemi yerine getirip getirmediği konusunda tereddüt etmek gibi ) , bazı şeylerin belirli bir düzen içinde olmasına gerek duyma , saldırgan korkunç dürtüler ( kendine veya çevresine zarar verme , yaralama düşünceleri , çevresindekilerin basına bir kaza geleceği çevresindekilere kotu , uygunsuz şeyler söylenebileceği düşünceleri gibi ) ve cinsel düşüncelerdir ( gözünün önüne tekrarlayarak gelen cinsel görüntülerdir).

Kişi mikrop bulaşmasın diye sık sık el yıkayabilir , ellerini , vücudunun diğer bölgelerini deterjanlarla yıkayıp , cildine zarar verebilir , her gün temizlik yapıp , herkesi kendi kurallarına uymaya zorlayabilir, ibadetlerini tam olmuyor veya yanlış yapılıyor diyerek tekrar tekrar yapabilir , belli yerlere basmadan yürümeye çalışıp , yolunu uzatabilir , yakınlarının veya kendisinin basına kotu bir şey geleceğini düşünerek , ilgisiz bir takım şeyleri yapmaya kendisini zorlayabilir ( terlikler düz durmaz ise esinin öleceği , kapıdan dışarı çıkmadan 7 kez duvara dokunmaz ise evde bir terslik olabileceği gibi ) , bir şeyi yapıp yapmadığını , olup olmadığını defalarca başkasına sorma gibi , kendini üzen bir düşüncenin etkisini gidermek için ısrarla dua etme veya başka bir şey düşünme ihtiyacı gibi durumlar gözlenebilir.

Ne sıklıkta görülür?

%1-1,8 arasında görüldüğü saptanmıştır.Hafif şekilleri de dahil olmak üzere hayat boyu rastlanma orani %5,9 olarak bulunmuştur.

Obsesif kompulsif bozuklukta başlangıç yaşı

Genellikle ergenliğin başlangıç yaslarında baslarken çocukluk yaslarında da başlayabilmektedir. Hastaların üçte ikisinde belirtiler 25 yasinden önce baslar.% 15 ten az vakanın ise 35 yas sonrasında başladığı saptanmıştır. Ortalama başlangıç yası 20 olup, erkeklerde ortalama 19, kadınlarda ise ortalama başlangıç yaşı 22 olarak saptanmıştır

Kalıtımın rolü var mıdır ?

Bu kişilerin birinci derece yakınlarında % 35 oranında benzer bir rahatsızlığa rastlanmıştır.

Hastalık nasıl başlamakta ve sürmektedir ?

Yarıdan fazla kişide belirtilerin aniden başladığı gözlenmiştir. % 50-70 hastada yakınmaların gebelik, ev değiştirme, cinsel sorun, yakın bir akrabanın kaybı gibi stresli olaylar sonrasında başladığı gözlenmiştir. Zaman zaman artıp, azalmalar seklinde dalgalanmalar gösterdiği gözlenmiştir. Alevlenmelerde stresin etkisinin olabildiğinden bahsedilmektedir

http://www.psikiyatrist.net/

blog notu: itiraf etmeliyim ki, bu yazıyı okurken sinirlerim bozulup güldüm. Obsesyon asrın hastalığı niteliğindedir. Tedavisi çok zor olmaktadır. Profesyonel bir yardım gerekmektedir. Kişinin kendi kendine çözmesi gibi bir alternatif de vardır. Telkin yöntemi ile kişi obsesyonlarını durdurabilir. Fakat bunun zararları da bulunmaktadır.. Obsesif insnaların bir anda tüm kalıpları kırması durumunda bir boşluğa girmesi kaçınılmazdır. Teoman’ın şarkılarının birinde “Çzigilere basmadan yürümeye çalışan insanlardan” dediğini hepimiz biliriz. Dikkat edilesi bir hastalıktır. Allah hepimizi şeytanın vesveselerinden korusun.

(Sup=Öm)*ER+Man

Ömer Erman, Namı diğer ÖmErman.

Evlendikten sonra çocuğuna SUP yada Spid isimlerini koyduğunda ismini ifşa etmiş bir süper kahraman babası olma potansiyeline sahip sayılı insanlardan.

Peki ya kendisi? Kendisi de aslında küçük bir süper kahraman. Bir prototip. Tamam belki uçamaz ama zıplayarak bir yatağı rahatlıkla kırabilir. (bknz. Benim yatağımın kırılmasına katkı sağlayan şahsiyetler içinde başrol)

Havuza sadece bone ile girmesi yeterli olmayan kişi. Ah o tuzla geceleri. Jarum ve Back (bu sefer ismini tek seferde hatırladım) eşliğinde mum ışığında geçirdiğimiz o geceler (!). Neden mum yakmıştık, uykumuz gelmesi için mi yoksa birbirimize döktüğümüz sırların ışıksız ortamda hemen kaybolması için mi? Hayır hiç biri değil. Sadece fantaezi (özellike ae yazdım) Ve 1 ay sonra denizin ortasında mahsur kalıp işaret fişeğini niye yanımıza almadığımızı düşünmüştük başbaşa verip. (Şimdi bu son paragrafı tekrar okudum ve bir açıklama yapma gereği hissettim. Sayın okuyucu. Biz Ömerle sadece arkadaşız. 😛 )

Daha da geçmişe gidelim. Ömer’in BizimEv‘e abone olma zamanları. Öğrenci evi. Doğru düzgün yemek yok. Ama o her gelişinde şu klasik cümlesini tekrarlardı. “Misafir bereketiyel gelir”. Gerçektende bereketiyel geliyordu. Eline aldığı koca halley ve kolası ile beraber eve girer ve 9 yumurtalı omleti tek başına yerdi (oha)

Sonra bir gün bana şaka yapmayı planlayan bu arkadaş + Azmi + İbo + Fatih + İslam ben yatarken hepsi birlikte üstüme atlamış ve yatağın 6 parçaya bölünmesine sebep olmuşlardı. Fakat gelin ve görünki, Ömer dayanamayıp son sene kendi yatağını bana hediye etmişti. Ah öğrencilik…

Şimdi ÖmERMAN askere gidiyor. Kendisi bir süre aramızda olamayacak. Bu süre zarfında beni kim arayıp kahkalar atıp gülecek. Beni kim arayıp bişeye ihitiyacın var mı diyecek. Beni kim arayıp size geliyorum diyecek.

Ah Ömer. Daha geçen gün senle Sakarya ‘ da köfte yemiştik. Yada dün telefonla konuşmuştuk. Yada Nikahtan sonra beraber göbek atmıştık…

Hadi çok uzattım. Gitte hemen geri gel.