Etiket arşivi: dost

Dost’tan Aruz

Durmuyormuş mazinin ezvakı göçmüş yokluğa
Bak muhabbet kaldı dostun siretinden yadigar.
(failatün failatün failatün failün)

mazi:geçmiş
ezvak:zevk

Kendisinin Aruz ölçüsüyle yazdığı ilk beyit olması ve buna muhattap olmak beni çok mutlu etti. Teşekkürler Dost…

Aruz ölçüsü, nazımda uzun veya kısa, kapalı ya da açık hecelerin belli bir düzene göre sıralanarak ahengin sağlandığı ölçü. Sözlük anlamları ‘yön’, ‘yan’, ‘bölge’, ‘bulut’, ‘keçi yolu’, ‘deli’, ‘sarhoş deve’, ‘çadırın orta direği’, ‘karşılaştırılan’, ‘ölçü olan şey’ gibi çeşitlidir. Edebi kavram olarak, bu anlamlardan hangisine dayandığı tam olarak bilinmemektedir. Develerin yürüyüşünden, demircilerin sistematik çekiç vuruşundan veya çamaşırcı kadınların tokmak seslerinden çıktığı görüşleri vardır. Bir çadırı direğin ayakta tutması gibi, divan şiiirini ayakta tutan en büyük unsurun aruz olduğu düşünülür. Aruz bilimini bir öğreti biçiminde ilk olarak ortaya koyan ünlü Arap dilcisi İmam Halil bin Ahmed’dir. Aruz ölçüsü, Arap, Türk, Fars, Afgan, Pakistan ve kısmen Hint edebiyatında kullanılmaktadır.

Aruz hecelerin sayısını değil, şeklini esas alır. Aruzla yazılmış şiirlerde, her bir mısranın heceleri, diğer mısraların aynı hizadaki heceleriyle aynı açıklık(kısalık) ve kapalılık(uzunluk) noktasında birbirlerine denktir. Açık(kısa) hece ( . ) işaretiyle; kapalı(uzun) hece (-) işaretiyle gösterilir. Ayrıca med’li adı verilen, bir buçuk hece değerinde ( .- )işaretiyle gösterilen hece değeri de dört sesten oluşan heceler için kullanılır.

(Sup=Öm)*ER+Man

Ömer Erman, Namı diğer ÖmErman.

Evlendikten sonra çocuğuna SUP yada Spid isimlerini koyduğunda ismini ifşa etmiş bir süper kahraman babası olma potansiyeline sahip sayılı insanlardan.

Peki ya kendisi? Kendisi de aslında küçük bir süper kahraman. Bir prototip. Tamam belki uçamaz ama zıplayarak bir yatağı rahatlıkla kırabilir. (bknz. Benim yatağımın kırılmasına katkı sağlayan şahsiyetler içinde başrol)

Havuza sadece bone ile girmesi yeterli olmayan kişi. Ah o tuzla geceleri. Jarum ve Back (bu sefer ismini tek seferde hatırladım) eşliğinde mum ışığında geçirdiğimiz o geceler (!). Neden mum yakmıştık, uykumuz gelmesi için mi yoksa birbirimize döktüğümüz sırların ışıksız ortamda hemen kaybolması için mi? Hayır hiç biri değil. Sadece fantaezi (özellike ae yazdım) Ve 1 ay sonra denizin ortasında mahsur kalıp işaret fişeğini niye yanımıza almadığımızı düşünmüştük başbaşa verip. (Şimdi bu son paragrafı tekrar okudum ve bir açıklama yapma gereği hissettim. Sayın okuyucu. Biz Ömerle sadece arkadaşız. 😛 )

Daha da geçmişe gidelim. Ömer’in BizimEv‘e abone olma zamanları. Öğrenci evi. Doğru düzgün yemek yok. Ama o her gelişinde şu klasik cümlesini tekrarlardı. “Misafir bereketiyel gelir”. Gerçektende bereketiyel geliyordu. Eline aldığı koca halley ve kolası ile beraber eve girer ve 9 yumurtalı omleti tek başına yerdi (oha)

Sonra bir gün bana şaka yapmayı planlayan bu arkadaş + Azmi + İbo + Fatih + İslam ben yatarken hepsi birlikte üstüme atlamış ve yatağın 6 parçaya bölünmesine sebep olmuşlardı. Fakat gelin ve görünki, Ömer dayanamayıp son sene kendi yatağını bana hediye etmişti. Ah öğrencilik…

Şimdi ÖmERMAN askere gidiyor. Kendisi bir süre aramızda olamayacak. Bu süre zarfında beni kim arayıp kahkalar atıp gülecek. Beni kim arayıp bişeye ihitiyacın var mı diyecek. Beni kim arayıp size geliyorum diyecek.

Ah Ömer. Daha geçen gün senle Sakarya ‘ da köfte yemiştik. Yada dün telefonla konuşmuştuk. Yada Nikahtan sonra beraber göbek atmıştık…

Hadi çok uzattım. Gitte hemen geri gel.